Bize Ulaşın!

Kış Aylarının Cildimizdeki Etkisi

Havaların soğumasıyla cildimizde bulunan su miktarı azalır. Bu nedenle normal zamanlarda kullanılan cilt nemlendiricilerinizi değiştirmeniz gerekir. Kış aylarında cilt koruması için doğru beslenme ve düzenli bakım gerekir. Mevsim normallerinde nemlendirici içerikler cildinizi koruyabiliyorken, kış aylarında bunun yanına yağ içeriği ve onarıcı özelliği yüksek olanlar nemlendiriciler kullanılmalıdır.

Kış aylarındaki soğuk hava şartlarından dolayı yüzü sıcak suyla yıkamak son derece yanlıştı. Sıcak su ciltte kuruluk ve mat bir görüntüye sebep olur. Sıcak su aynı etkiyi saçta da gösterir. Aşırı sıcak suyla yıkanan saçın kırılganlığı artar; saçı kurutur, matlaştırır.

Islak saçla dışarı çıkmak, ıslak ciltle dışarı çıkmayla aynıdır. Islak saç deride hücreler arası suyun kaybına neden olur ve kurumalar oluşur. Soğuk hava, damarların büzülmesine neden olarak derinin sağlıklı beslenmesini engeller. Bu da; soluk, mat ve kuru bir cilt yaratır. Rüzgâr ise hem soğuk havanın etkisini artırır hem de fiziksel travma ile egzama gelişimine neden olabilir. Soğuk ve rüzgara karşı atkı ve beresiz dışarı çıkılmamalıdır.

Mineral ve vitaminler cildin pürüzsüz ve parlak görünmesini sağlar. Bunun sebebi de, besinlerin deri altındaki nemi koruyucu etkisinin olmasıdır. A, C, E vitaminleri ile taze havuç, kayısı ve domateste bolca bulunan Beta karoteni mümkün olduğunca çok tüketilmelidir. Antioksidan değeri yüksek bu vitaminlerin, soğuk havadan tahriş olmuş cildi onarıcı etkisi bulunmaktadır. Ayrıca soğuk havalarda her zaman yenenden daha çok meyve ve yeşil sebze tüketilmelidir.

Her zaman yüz derisi daha ön plandadır, fakat soğuk havalarda tüm vücudu nemlendirecek bakımlar yapılmalıdır. Soğuk havadan dolayı her tarafı kapatan kıyafetler giyilir ve cildin tamamı önemsenmez. Oysa kıyafet altında hava almayan cilt iyice kurur. Bu yüzden her banyodan sonra vücuda nemlendiriciler sürülmelidir. Vücut nemliyken sürülmesi daha iyi sonuç verir. Vücut nemlendirici ve losyonları gelişigüzel seçilmemeli, içeriklerine dikkat edilerek alınmalıdır.  Özellikle vazelin, dimetikon, gliserin, linoleik asit, seramid gibi maddeleri içerenler tercih edilmelidir.

UV sebebiyle gelişmiş kırışıklıklar için acil önlem almak gerekir. Bilinmesi gereken en önemli unsur, koruyucuların sonbahar ve kışın da kullanılması gerektiğidir. Çünkü cildimiz gün ışığı olduğu müddetçe UV ışınlarına maruz kalır ve cildin yaşlanma süresi hızlanır. Yaşlanmış ya da kırışmış ciltler için antioksidan özellikleri olan gece kremleri, maske ürünleri ve de cildin kalınlığını azaltmaya yönelik tedavi yöntemleri tercih edilmelidir. Özellikle ani hava değişimlerinde cilde çok dikkat edilmeli, nemlendirme işlemi düzenli olarak yapılmalıdır.

Kış aylarının cildimize yukarıda saydığımız zararları olmasıyla birlikte, yaşlanmış ciltlerin tedavisi için  de en uygun zamandır. Klinikte bu tedavi edici ve koruyucu yöntemler en çok yüz ve ellerin gençliğini sağlamak için kullanılsa da tüm vücuda uygulanabilir. Cildimizi bu dönemde korumak için :

– Yüksek koruma faktörlü güneş koruyucularının günlük kullanımı,

– En azından kış aylarında eldiven kullanımı,

– Ev tipi peelinglerin aylık kullanımı veya doktor kontrolünde uygulanabilen meyve asitli peelinglerin kullanımı,

– Yoğun etkili nemlendiricilerle cildi desteklemek,

– Cildi aktive eden ve yenileyen ilaç kremlerin kış aylarında kür olarak kullanımı,

– Deterjanlarla temasının önlenmesi,

alınabilecek önlemlerdendir.

Yaşlanmış veya yıpranmış cildimizin tedavisi için ise:

– Çeşitli ilaç kremler ile cildin aktivasyonu,

– Çeşitli laserler ile (Qswitch Ndyag , fraksiyonel laser vs…) cilt lekelerinin tedavisi ve cildin gençleştirilmesi,

– Peeling uygulamaları ( Glikolik asit peeling, TCA peeling vs…)

– PRP ( Platelet rich Plasma) olarak adlandırılan kanın serumu ve içerisindeki yenileyici faktörlerin ayrıştırılıp,cilde enjekte edilmesi ile ciltte yenilenme sağlanabilir.

– Thermage gibi radyofrekans yöntemleri ile cildin sıkılaşmasını sağlamak,

– Erimiş cilt altı dokusunu yerine koymak için, hyaluronik asit içeren hazır dolgular veya yağ enjeksiyonunun kullanımı:  Günümüzde daha uzun etkili (1-1.5 sene)  hyaluronik asit dolguları geliştirilmiştir. Bu dolgular en geç 1.5 sene sonra kendiliğinden erirler.

Yağ enjeksiyonunda ise verilen yağ dokusunun % 40-60′ı tutar ve enjekte edilen bölgede yaşar. Bu işlem bir çeşit doku aşılamasıdır. İlk ameliyatta alınan yağın bir kısmı tüp bebek gibi dondurularak saklanarak, gerekirse 3 ay sonra yağ enjeksiyonu tekrarlanabilir. Ayrıca yağ enjeksiyonu genellikle PRP ile kombine edilerek yapılır ve çok daha iyi sonuç alınır.

Tüm bu yöntemler ile güzel bir cilde sahip olmak mümkün ve yaşımızı gizlemek de daha kolay olacaktır:)

Op. Dr. Esra Çelik

Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı